MENOPOZDA NASIL BESLENİLMELİ?

Çalışmalar, beslenmede yapılacak bazı değişikliklerle birlikte uygun fiziksel aktivite sağlanarak menapoz döneminde görülen bazı sorunların azaltılabileceğini göstermektedir. 

Bu dönemde kadınlarda görülme oranı yüksek olan şişmanlık, kalp-damar hastalıkları ve osteoporoz gibi hastalıkların gelişimini önleyici, koruyucu veya tedavi edici beslenme programlarının hazırlanması gerekmektedir. Enerji içeriği düşük, besleyici değeri yüksek besinler tercih edilmelidir. 

Her öğünde dört besin grubundan uygun yiyecekler bulunmalıdır. Yeterli kalsiyumun ve D vitamininin alınması kemik mineral kaybını azaltmaktadır. Sağlıklı beslenmede besinlerdeki toplam yağ içeriği kadar yağ asitlerinin örüntüsü de önemlidir. Düşük yağlı ve düşük kolesterollü besinler tercih edilmelidir. Omega-3 yağ asitlerinin görme, kemik-eklem hastalıkları, kan lipit üzerine olumlu etkilerinin olduğu bilinmektedir. 

Omega-3 ve omega-6 içeren doğal yiyecekler yeterince yer almalıdır. Aşırı tuz tüketimi; İdrarda kalsiyum atımında artış sonucunda osteoporoza neden olabilmektedir. Günlük tuz tüketiminin 5 gramın altında olması önerilmektedir. Tuzun bileşimindeki sodyum, doğal olarak besinlerin yapısında da bulunmaktadır. Salamura yaprak, zeytin, peynir gibi yiyeceklerin tuz oranı yüksektir. Az tuzlu besinler tercih edilerek tuz tüketimi azaltılmalıdır. 

Günlük posa tüketimi 25-30 gram olacak şekilde, posa içeriği yüksek olan kuru baklagiller, tam tahıllar, sebze-meyveler, sert kabuklu yemişler diyette yeterince bulunmalıdır. Sıvı tüketimi özellikle su tüketimi arttırılmalıdır. Kafeinin, kemik yoğunluğu ve kalsiyum içeriği üzerine olumsuz etkileri olduğu bilinmektedir. Kafein içeren kahve çay ve kola gibi içeceklerin tüketiminde dikkatli olmak gerekir. 

Kurubaklagiller özellikle soyada ve bazı yiyeceklerde değişik oranda bulunan östrojen benzeri maddelerin (fitoöstrojenler), osteoporoza karşı koruyucu etkisinin olduğu düşünülmektedir. Beslenmenizde yapacağınız doğru değişimlerle, bilinçli ve dengeli beslenmeyi yaşam biçimi haline getirir ve daha sağlıklı, mutlu bir yaşam sürdürebilirsiniz.

SU DİYETİ NASIL YAPILIR? ZARARLARI NELERDİR?

Son dönemlerde popüler birçok diyet biçimi ortaya çıkmaktadır. Su diyeti de hızlı kilo kaybetmek, vücutlarına detoks etkisi yaratmak isteyenlerin tercih ettiği fakat düşünüldüğü kadar faydası olmayan, 72 saati asla geçmemesi gereken bir beslenme planıdır.

Peki su diyeti nasıl yapılır?

Diğer oruç şekillerinden farklı olarak su orucunu açtığınız bir saat dilimi bulunmamaktadır. Bu orucu uygularken sıvı bir beslenme şekli gibi düşünmemek önemlidir. Su harici hiçbir yiyecek veya içecek tüketilmemektedir. Su tüketim miktarı genellikle gün içinde 2,5-3 litredir. İlk denemeniz olacaksa vücudunuzu alıştırmak için 3-4 günlük bir hazırlık evresi uygulayabilirsiniz. Bu evrede normal oruç tutabilirsiniz veya her öğünde daha az porsiyonlar yiyerek ilerleyebilirsiniz.

Yararlı Mı Yoksa Zararlı mı?

Su diyeti hakkında yapılan çok çok az bilimsel çalışma bulunmaktadır. Fakat çok kısa süreli olduğu için, vücutta detoksifikasyon sağlaması, hücrelerdeki artık bileşenlerin temizlenmesi ve stres seviyesini azaltması gibi yararları hiçbir sağlık problemi bulunmayan bireyler üzerinde gözlemlenmiştir.

Zararlarına göz atacak olursak:

1. Yaşam tarzına çevrilemez, metabolizmayı olumsuz etkiler!

İyi bir diyet biçimi yaşam boyu sürdürülebilir olmalıdır. Aynı zamanda uygulayan kişide sağlıklı beslenme alışkanlıklarının oluşmasını hedeflemektedir. Bu tarz diyet biçimleri süreksiz olduğu için diyet bittikten sonra hızla geri kilo alımı meydana gelmektedir. 

2. Yağdan değil sudan kaybettirir!

Su diyetini uyguladığınızda maalesef verdiğiniz kilo yağ kütlenizden değil genelde su kaybı, karbonhidrat kaybı veya kas kütlesi kaybı şeklinde olmaktadır.

3. Gün içerisinde enerjinizi düşürür, bağışıklık sistemini zayıflatır!

Uygulandığı süre boyunca vücuda besin ögesi girmediğinden, vücudunuzun bağışıklığı düşebilir ve özellikle kış aylarında hastalığa yakalanma riskinizi arttırabilirsiniz. 

Peki kimler kesinlikle bu diyeti uygulamamalıdır?

  • Diyabet hastalığı olanlar, 
  • Gut hastaları, 
  • Yeme bozukluğu olanlar,
  • Yaşlılar, çocuklar, emziren kişiler ve gebeler için oldukça riskli olabilir ve kesinlikle denenmemelidir.

! ! Ayrıca, yoğun iş temposu olan kişiler de gün içerisinde enerji düşüklüğü oluşturduğu için kesinlikle bu diyet biçimini uygulamamalıdır.

Sonuç olarak; Su diyetini yaşam şekline dönüşmediği, kalıcı kilo kaybına uğratmadığı ve bilimsel olarak kanıtı olmadığı için tavsiye etmemekteyim. Fakat hiçbir sağlık probleminiz yok ve denemek istiyorsanız uyguladıktan sonraki ilk gün hemen normal yemek yeme düzenine geçmeyin çünkü bu sizi çok rahatsız edebilir. Bu yüzden smoothie şeklinde çeşitli sıvılar ve hafif yumuşak kıvamlı yiyecekler ile geçiş beslenmesi yapıp 3 gün içerisinde normal beslenme düzeninize geri dönebilirsiniz.         

                                                                                                   Sağlıklı günler diliyorum 😊

KIŞ AYRLARINDA CİLDİ NEMLENDİREN BESİNLER

Soğuk kış günleri, cildimizi kötü etkiliyor olabilir. Ama beslenme düzenimizle bu sorunu dengeleyebileceğimizi biliyor muydunuz? 

Sizin için cildimizin nem oranını arttıracak ve yaşlanma karşıtı olarak adlandırılan besinleri listeledim. Gelin beraber inceleyelim ve beslenme programımıza dahil edelim.

SU: Gün içerisinde su tüketimini kesinlikle unutmayın ve suyun gücünü asla hafife almayın! Günlük mutlaka 2 Lt suyu cildinizin nemli kalması için tüketmelisiniz 😊

Hindistancevizi: Kremlerin ve kozmetik ürünlerin içinde sıklıkla bulunan hindistancevizini öğünlerinize eklemenin de cildinizin nem oranına büyük faydası bulunmakta! İçtiğiniz kahvelerin içine hindistancevizi yağı olarak 1 tatlı kaşığı koyarak rahatlıkla tüketebilirsiniz 😊

Avokado: Sağlıklı yağların, proteinlerin ve vitaminlerin karışımı, vücudunuzun içeriden ve dışarıdan güçlenmesini sağlamakta! Avokadonun da sağlıklı yağı cildinizi kış aylarında nemli tutacaktır. Salatalarınıza ya da kahvaltı öğünlerinizde yarım avokado olarak tüketebilirsiniz 😊

Turunçgiller (Portakal, mandalina, greyfurt): Süper antioksidanlardır! Cildinizin sıkı ve elastik kalması için kolajen oluşumunu artıran C vitamini bakımından zengindirler. Aynı zamanda turunçgiller yüzde 90 su içerirler. Meyvenin suyunu değil, posalı olarak tamamını gün içerisinde ara öğünlerinize ya da kahvaltınıza ekleyebilirsiniz 😊

KAHVE YARARLI MI? YOKSA ZARARLI MI?

Kahve herkesin gün içerisinde farklı zamanlarda tükettiği en popüler içeceklerden biridir. Kimileri kahve içmeden güne başlamaz, kimileri ise akşam kahve içmeden yapamaz! Tabii aynı zamanda kahvenin çeşitleri de saymakla bitmez. O zaman haydi gelin bu kadar sıklıkla tükettiğimiz kahvenin yararları ve zararlarına bir göz atalım!

İçtiğimiz kahvenin yarısından fazlası Brezilya’da üretilmektedir. Yetiştirildiği bölgelerin özelliklerine göre kahve çeşitleri değişmektedir. İçerik olarak kafein haricinde 400 kimyasal, eser miktarda antioksidan ve niasin içermektedir. 

Peki kahve kalorili midir?

Kahvenin kendisi kalori içermez fakat içerisine süt, krema ve şeker eklenmesi ile kahvenin kalorisi yükselir. 

Gelelim kahvenin faydalarına:

Yapılan bazı araştırmalarda kahve tüketen insanların, tüketmeyenlere göre bazı ciddi hastalık risklerinin çok daha düşük olduğunu göstermektedir. Bu hastalıkları; Tip2diyabet, Alzheimer, Parkinson, depresyon olarak sıralayabiliriz.

Aynı zamanda kahve uyarıcı etkisi nedeniyle mental fonksiyonlar üzerinde de olumlu bir etkiye sahiptir. Yapılan bir araştırmada günde 3 bardak kahvenin alzheimer hastalığı gelişim riskini %60 oranında azalttığı bulunmuştur. 

Kahve kafein içerdiği için içtiğinizde enerjinizi yükseltir, kanınızdaki epinefrin (adrenalin) seviyelerini arttırarak egzersiz performansınıza katkıda bulunur. 

Kilo verme sürecinizde metabolizmanızı hızlandırarak yağ yakımınıza destek olur.

İyi bir antioksidan kaynağıdır.

Kahvenin bu kadar faydasının yanında tabii ki zararlı yönleri de mevcut. Özellikle fazla tüketilmesi durumunda açığa çıkan zararlarına bakalım:

Kalp problemlerine yol açabilir: Kahve kan basıncını yükseltme etkisine sahiptir. Özellikle tansiyon hastalığı olan bireyler günde 2 fincan kahveyi geçmemelidir. Tüketimi çok olduğunda düzensiz kalp atışı veya taşikardiye sebep olabilir.

Kemik sağlığını olumsuz etkiler: Kafein, diüretiktir. Bu sebeple idrarla atılacak olan kalsiyum miktarını arttırır. Bu da kemikleri zayıflatabilir. Özellikle osteoporozunuz varsa, kafein tüketimini günde 300 mg’dan daha azla sınırlandırmanız gerekmektedir. (Yaklaşık 2-3 fincan kahve). Eğer tüketiminiz fazla ise kalsiyumdan zengin besinleri beslenmenize mutlaka eklemeniz gerekmektedir.

Bağımlılık yaparak anksiyete, duygu durum bozukluğu ve uyku düzensizliğine sebep olabilir.

Yemekler ile birlikte içildiğinde ya da yemekten hemen sonra içildiğinde D vitamini ile etkileşime girip, vücutta D vitamini eksikliğine sebep olabilir.

Kimler kahve tüketmemelidir?

Kahve içip içmemeye karar verirken göz önünde bulundurmanız gereken birkaç şey var. Kafeinli kahve aşağıdakiler için önerilmez:

  • Aritmisi olan kişiler (örn. düzensiz kalp atışı)
  • Sık sık endişeli hisseden kişiler
  • Uyumakta zorluk çeken kişiler
  • Hamile olan insanlar
  • Çocuklar

Sonuç olarak; Pek çok besin ve gıda maddesi gibi, çok fazla kahve tüketmek de özellikle sindirim sisteminde rahatsızlıklara neden olabilir. Ancak günde 2 fincan kahve güvenli doz olarak kabul edilmektedir. Kahveyi bu sınırda tutmanız sağlığınız için olumlu olacaktır. Gün içerisinde kahve tüketiminize ek olarak 2 lt suyu geçmeyi de mutlaka unutmayın!

Hepinize sağlıklı ve mutlu günler diliyorum 😊

Kaynaklar

  1. Healthline, Coffee — Good or Bad? 
  2. Healthline, 13 Health Benefits of Coffee, Based on Science 
  3. Healthline, What is Caffeine, and is it Good or Bad For Health? 
  4. Healthline, The Effects of Caffeine on Your Body 
  5. Healthline, Decaf Coffee: Good or Bad? 
  6. Healthline, Coffee’s Effect on Diabetes 
  7. MayoClinic, Caffeine: Does it affect blood sugar?
  8. MayoClinic, Alzheimer’s disease 
  9. MayoClinic, Parkinson’s disease

GAPS DİYETİ NEDİR?

GAPS diyetinin açılımı “Gut And Psychology / Physiology Syndrome” dur. Türkçe karşılığı ise; “Bağırsak ve Psikoloji / Fizyoloji Sendromu” dur. Gaps genel olarak bağırsak ile beden arasındaki ilişki üzerine kurulan bir diyet çeşidi olarak karşımıza çıkmaktadır. 

Temel amacı nedir?

Vücudumuz fazla sayıda ve çok çeşitli mikropların yaşadığı bir gezegen gibidir.  Gaps diyeti ise bağırsak florasında probiyotik dengesini sağlayarak psikolojik rahatsızlıkların önüne geçmektedir. Her yaştan insan bu diyeti yaparak bağırsak sağlığını koruyabilmektedir. GAPS diyetinde amaç sızıntılı bağırsak duvarını iyileştirerek beyni ve vücudu zehirleyen toksin geçişini engellemektir. Kısaca; Diyetten patojen bakterileri besleyen, nörotoksin üreten besinler ve işlenmiş gıdalar çıkartılır. Fermente yiyecekler ve probiyotik kaynaklarından yararlanılır.

Nasıl yapılır?

Bu diyet 3 aşamadan oluşmaktadır. Birinci aşama diyetin psikolojik başlangıç evresidir. Diyetin yapılabilmesi için gerekli ön hazırlık, diyet yapacak kişinin psikolojisinin diyet yapmaya hazır bir hale getirilmesidir. Psikolojik olarak bu diyetten sonuç elde etmeye hazır bir hale gelen kişiler daha başarılı bir diyet süreci geçirmektedir. Gaps diyeti disipline dayalıdır. Birçok diyete göre uzun süreli bir diyet çeşididir.

İkinci aşaması beslenme düzeni ile ilgilidir. Bu diyeti yapmaya başlayan kişiler diyete uygun bir şekilde beslenmelidir. İkinci Aşama başarılı bir şekilde atlatılırsa psikolojik düzelmeler ve bağırsak florasındaki probiyotik dengesi sağlanmaktadır. Bu aşamada genel olarak bitkisel ağırlıklı beslenme ve insan vücudu tarafından en basit şekilde sindirilen besinler tercih edilmelidir. Fabrikasyon yağlardan uzak durulmalıdır.

Diyetin 3. Aşaması diyetten çıkış aşamasıdır. Bu aşamada ilerleyen dönemlerde oluşabilecek bağırsak rahatsızlıklarının önüne geçebilmektedir.

GAPS Diyetinde Bulunması Gereken Besinler Nelerdir?

Et ve Balık: Et ve balık ürünleri proteinden zengin besinlerdir ve her bireyin beslenme programında yer almalıdır. Et ve kemik suyu sindirime yardımcı olduğu için beslenme programında bulunması gereken besinlerdir.

Yumurta: Kaliteli protein kaynağı olan yumurta; özellikle sarısının çinko, magnezyum, yağ asitleri ve aminoasitlerden zengin olmasından dolayı diyet programında yer almalıdır.

Süt ve Süt Ürünleri: Bu diyet programında laktoz içermeyen süt ürünleri yer almaktadır. Bu yüzden yoğurt, ekşi maya ve doğal peynirler tüketilebilir. Süt ise; laktoz ve süt proteini olan kazein içeriğinden dolayı diyette yer almamaktadır.

Nişastasız Taze Sebzeler: Diyetin aşamalarına uygun olarak pişmiş. Çiğ, salata ve fermente şekilde tüketilebilir. Kereviz, kaba, patlıcan, brokoli, karalahana, enginar, pancar, sarımsak, soğan, ıspanak gibi besinler nişastasız sebzelerdir.

Meyve: Bütün meyveler taze, pişmiş, çiğ veya kurutulmuş olarak tüketilebilir.

Kurubaklagiller: Fasulye ve mercimek dışındaki kurubaklagil çeşitleri nişastalıdır ve GAPS diyet programında yer almamalıdır.

Gaps Diyetinin Faydaları Nelerdir?

Bu diyetin düzenli bir şekilde uygulanması sonucu sadece bağırsaklara değil vücutta yer alan tüm hayatı organlara fayda sağladığı bilinmektedir. Gaps diyetinin en temel amacının bağırsak florasını düzenlemek ve bu yolla oluşacak hastalıkların önüne geçmek olduğu bilinmelidir. 

  • Gaps diyeti uygulayıcısına her şeyden önce kolay bir sindirim vaat etmektedir. Bu diyeti başarıyla uygulayan kişiler sağlıklı bir şekilde kilo verirken bağırsak florasında tedavi etmektedir.
  • Gaps diyeti yaparken kullanılan sebze ve meyve mide rahatsızlıkları olan ülser gastrit sorunlarının önüne geçmektedir.
  • B12 vitamini yönünden zengin olan et, köy yumurtası tüketildiği takdirde bu vitaminin eksikliği dolayısıyla yaşanacak olan kemik ağrıları yaşanmamaktadır.
  • Bu diyetin doğru uygulanmasıyla bağırsaklar düzenli bir şekilde çalışacaktır. Düzenli bir şekilde çalışan bağırsaklar insanları psikolojik rahatsızlıklardan kurtarmaktadır.
  • Düzenli sindirim karın ağrısı, gaz birikmesi gibi sorunları kökten çözmektedir.
  • Meyve tüketimine ağırlık verilmesi bu diyetin bir gerekliliğidir. Meyvelerden alınan doğal şeker karaciğerde biriken yapay şekerlerin yerini alarak diyabet hastalığının önüne geçmektedir.
  • Gaps diyeti ile hedeflenen sağlıklı mide sindirim sisteminin başladığı yerdir. Sağlam bir midenin boşaltım sistemine gönderdiği sıvılar böbrek tarafından daha rahat süzüleceği için vücutta üre oluşumu engellenmektedir.

GAPS Diyetinde Dikkat Edilmesi Gerekenler nelerdir?

GAPS diyet programında buğday, arpa, çavdar, kuskus, kinoa, yulaf, bulgur, pirinç gibi hiçbir tahıl ürünü bulunmamalıdır.

GAPS diyet planı zayıflama amacı ile değil, tedavi amaçlı uygulanan bir programdır. Bu yüzden bu alanda bilgi sahibi olan uzman kişiler tarafından kontrollü bir şekilde uygulanması gerekmektedir.