RESVERATROL

RESVERATROL NEDİR?

  • Resveratrol, antioksidan gibi davranan bir bitki bileşiğidir.  Başlıca besin kaynakları arasında kırmızı şarap, üzüm, bazı meyveler ve yer fıstığı bulunur.
  • Bu bileşik, çoğunlukla üzüm ve çilek kabuklarında ve tohumlarında yoğunlaşma eğilimindedir.
  • Resveratrol takviyeleri kan basıncını düşürmeye yardımcı olabilir.
  • Resveratrol takviyeleri, hayvanlarda kan yağlarına fayda sağlayabilir.  Bir antioksidan olarak LDL kolesterol oksidasyonunu da azaltabilirler.
  • Resveratrol takviyeleri, hayvan çalışmalarında ömrünü uzatmıştır.  Ancak, insanlarda benzer bir etkiye sahip olup olmayacakları net değil.
  • Güçlü bir antioksidan ve antiinflamatuar bileşik olan resveratrol, beyin hücrelerini hasardan korumada umut vaat ediyor.
  • Resveratrol, farelerin daha iyi insülin duyarlılığı geliştirmesine ve diyabet komplikasyonlarıyla savaşmasına yardımcı oldu.  Gelecekte, diyabetli insanlar da resveratrol tedavisinden faydalanabilir.
  • Resveratrol, kıkırdağın parçalanmasını önleyerek eklem ağrısını hafifletmeye yardımcı olabilir.
  • Resveratrol, test tüplerinde ve hayvan çalışmalarında heyecan verici kanser bloke edici aktivite göstermiştir.
  • Resveratrol takviyeleri çoğu insan için muhtemelen güvenli olsa da, belirli ilaçlarla etkileşime girebilirler ve bunların nasıl etkili bir şekilde kullanılacağına dair henüz net bir kılavuz yoktur.

 

 

polikistik over sendromu

PCOS NEDİR?

Pcos Nedir?

Polikistik over sendromu (PCOS), üreme çağındaki kadınlar arasında yaygın olan bir hormonal bozukluktur.

 

PCOS kişiyi nasıl etkiler? PCOS kişiyi üreme sistemi dışındada etkileyebilmektedir. Tüylenme, saç dökülmesi,

sivilce, ve kilo kontrolünde zorlanma en sık görülen semptomlardır. PCOS kişinin hayat kalitesini düşürmesinin yanı sıra sık sık kişinin dış görünüşüyle mutsuz olmasına da sebep olabilir.

 

PCOS komplikasyonları şunları içerebilir:

* Kısırlık

*Gestastonel diyabet

* Düşük veya erken doğum

* Metabolik sendrom

* Tip 2 diyabet veya prediyabet

* Uyku apnesi

* Depresyon, anksiyete ve yeme bozuklukları

*Anormal uterin kanama

*Uterus astarı kanseri

 

  • PKOS tek başına, Tip 2 diyabet için risk oluşturabilir. PKOS hastalarında bozulmuş glukoz toleransı ve Tip 2 diyabet kombine prevelansı değişik çalışmalarda %35-40’a varan oranlarda bildirilmiştir.
  • PKOS hastalarının %40-60 oranıda obezite görülmektedir ve sıklıkla abdominal obezite şeklindedir.
  • PKOS, kanda androjen (erkeklik) hormonların yüksek olduğu bir durum olduğundan dolayı, bu yüksek seviyeler, kan yağları (lipitler) üzerine olumsuz etkiler yaratırlar. Yüksek trigliserit ve azalmış HDL kolesterol seviyeleri kadınlarda kalp-damar hastalıkları riskini artırır.
  • PKOS, ileri yaşlarda hipertansiyon gelişme riskini artıran bir durumdur.

 

 

Beslenme ve Fiziksel Aktivite

 

PCOS tedavisi genellikle kilo kaybı, diyet ve egzersiz gibi yaşam tarzı değişiklikleri ile başlar. Vücut ağırlığınızın sadece yüzde 5 ila 10’unu kaybetmek, adet döngüsünü ve insülin düzeylerini düzenlemenize ve PCOS semptomlarını iyileştirmeye yardımcı olur.

 

PKOS ve beslenme üzerine yapılan bazı çalışmalar; düşük karbonhidratlı bir diyet önerirken, bazı çalışmalar da insülin seviyesini kontrol etmek için düşük glisemik indeksli (GI) bir diyet önermektedir.

  • Her öğünde doğru karbonhidrat kullanımı ve yeterli protein tüketimi düşük kan şekeri (hipoglisemi) ataklarını da kontrol altında tutabilmektedir.
  • Düşük doymuş yağlı besinler tercih edilmelidir. Tam yağlı ürünlerden uzak durulması önem taşımaktadır.
  • Dengeli miktarda sağlıklı yağ tüketimi,(Omega-3 yağ asitleri) hormonları ve insülin düzeyini iyileştirmeye  yardımcı olur.
  • Yüksek lif alımı sağlamak için sebze, meyveler, baklagil tüketimine ağırlık verilmelidir.
  • Bu beslenme alışkanlıklarına ek olarak 2- 3 saat aralıklar ile besin alımı gerçekleştirilmelidir. Bu şekilde kan şekeri seviyesi dengede tutularak, yeme atakları önlenebilir.
  • Düzenli egzersiz de, insülin salınımında etkili olmaktadır.

 

 

menopoz

MENOPOZ DÖNEMİNDE BESLENME

  • Menopoz, bir kadının hayatında adet döngüsü sona ererken doğal bir geçiştir.  Hormonlardaki değişiklikler, sıcak basmaları ve zayıf uyku gibi semptomlara neden olabilir ve metabolizmayı ve kemik yoğunluğunu olumsuz yönde etkileyebilir.
  • Menopozda östrojendeki düşüş, kas kütlesi ve kemik gücünün azalmasıyla bağlantılıdır, kadınların kırık riskini artırabilir.
  • Süt, yoğurt ve peynir gibi süt ürünleri, kemik sağlığı için gerekli olan kalsiyum, fosfor, potasyum, magnezyum ve D ve K vitaminlerini içerir.
  • Diyetinize süt ürünleri, sağlıklı yağlar, kepekli tahıllar, meyveler, sebzeler, fitoöstrojen bakımından yüksek yiyecekler ve kaliteli protein kaynakları dahil etmek, bazı menopoz semptomlarını hafifletmeye yardımcı olabilir.
  • Omega-3 yağ asitleri gibi sağlıklı yağlar menopoz döneminde kadınlara fayda sağlar.
  • İşlenmiş karbonhidratlar, ilave şeker, alkol, kafein, baharatlı yiyecekler ve yüksek tuzlu gıdalardan kaçınmak, menopoz semptomlarını iyileştirebilir.

 

 

Kolajen ve Faydaları

KOLAJEN VE FAYDALARI

Kolajen, kemikleriniz, cildiniz, tendonlarınız ve bağlarınız dahil olmak üzere vücudunuza yapı sağlayan bir proteindir.

En az 16 çeşit kolajen vardır.  Vücudunuzun her yerinde bulunur ve yapı ve destek sağlar.

Dört ana  tip I, II, III ‘tür.

Tip 1 ve 3 birlikte alınabilir ve cilt, kas, kemik sağlığı, saç ve tırnakların büyümesini ve bakımını destekleyebilir. Tip 2 kollajen proteinleri sıvıları oluşturur kıkırdak ve eklemlerde çalışır.

Yaşlandıkça vücudunuz daha az ve daha düşük kaliteli kolajen üretir.

Bunun gözle görülür belirtilerinden biri cildinizde, daha az sert ve esnek hale geliyor.  Kıkırdak da yaşla birlikte zayıflar.

Kolajen üretmeye yardımcı olan besin maddelerinden dördü C vitamini, prolin, glisin ve bakırdır.  Ayrıca yüksek kaliteli protein tüketmek vücudunuza ihtiyaç duyduğu amino asitleri verir.

Vücudunuza zarar veren davranışlardan kaçınarak kollajeni korumasına ve korumasına yardımcı olabilirsiniz.  Bunlar arasında aşırı miktarda şeker yemek, sigara içmek ve güneş yanığı olmak yer alır.

Kemik suyu, jelatin, tavuk derisi ve domuz derisi gibi hayvansal ürünler kolajen bakımından çok yüksektir.

Araştırmalara göre, tamamlayıcı kollajen, cilt dokusunu ve kas kütlesini iyileştirmenin yanı sıra osteoartrit ağrısını azaltmaya yardımcı olabilir.

Hiçbir önemli yan etki raporu yoktur.  Bununla birlikte, ek kaynağa alerjiniz varsa alerjik reaksiyonunuz olabilir.

probiyotikler

PROBİYOTİK BESİNLER

Probiyotikler, antibiyotikle ilişkili ishal ve IBS gibi çeşitli sindirim sorunlarına karşı etkilidir.

Probiyotikler kilo kaybı ve sindirim üzerindeki etkilerine ek olarak kalp sağlığını, bağışıklık fonksiyonunu, depresyon ve anksiyete semptomlarını da iyileştirebilir.

Bağırsak ve beyin bağlantılı olduğundan ve bağırsak bakterisi beyni etkileyebilen maddeler ürettiğinden, probiyotikler beyin ve akıl sağlığı açısından faydalıdır.

Probiyotikler mikrobiyota sağlığını düzeltir ve geçirken bağırsak oluşumunu önler ve patojen bakterileri azaltır.

Probiyotikler, birçok hastalığın önde gelen nedenlerinden biri olan sistemik inflamasyonu azaltır.

Çeşitli probiyotiklerin total ve “kötü” LDL kolesterol seviyelerini düşürdüğü gösterilmiştir.

Probiyotik takviyeler bazı zihinsel sağlık bozukluklarını İyileştirir.

Probiyotikler belirli alerjilerin ve egzamanın şiddetini azaltabilir.

Probiyotik çeşitleri: Lactobacillus ,Bifidobacterium, Saccharomyces boulardii.

probiyotik bakımından zengin besinler;

-Doğal yoğurt

-Probiyotikli yoğurt

-Kefir

-Ayran

-Peynir

-Boza

-Tarhana

-Şalgam suyu